Başbakanlık Mevzuatı Geliştirme ve Yayın Genel Müdürlüğü

OLAĞANÜSTÜ HAL KAPSAMINDA BAZI TEDBİRLER ALINMASI

HAKKINDA KANUN
HÜKMÜNDE KARARNAME

Karar
Sayısı: KHK/692

Olağanüstü
hal kapsamında bazı tedbirler alınması; Anayasanın 121 inci maddesi ile
25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4 üncü maddesine
göre, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu’nca 5/6/2017
tarihinde kararlaştırılmıştır.

Kamu personeline ilişkin
tedbirler

MADDE 1 – (1) Terör
örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı
faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği,
mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı
listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek
kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat
yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.

(2)
Birinci fıkra gereğince kamu görevinden çıkarılan kişilerin, mahkûmiyet
kararı aranmaksızın rütbe ve/veya memuriyetleri alınır ve bu kişiler görev
yaptıkları teşkilata yeniden kabul edilmezler; bir daha kamu hizmetinde
istihdam edilemezler, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler;
bunların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon,
yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de
sona ermiş sayılır. Bunların silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin
belgeleri ve pilot lisansları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu
konutlarından veya vakıf lojmanlarından onbeş gün içinde tahliye edilir. Bu
kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar.
Bu kişiler hakkında bakanlıkları ve kurumlarınca ilgili pasaport birimine
derhal bildirimde bulunulur. Bu bildirim üzerine pasaport birimlerince
pasaportlar iptal edilir.

(3)
Birinci fıkra kapsamında kamu görevinden çıkarılanlar, varsa uhdelerinde
taşımış oldukları büyükelçi, vali gibi unvanları ve müsteşar, kaymakam ve
benzeri meslek adlarını ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan, sıfat ve
meslek adlarına bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar.

İade hükümleri

MADDE 2 – (1) Ekli
(2) sayılı listede yer alan kamu görevlileri, ilgili kanun hükmünde
kararnamenin eki listelerin ilgili sıralarından çıkarılmıştır.

(2) İlgili
kanun hükmünde kararname hükümleri, birinci fıkrada belirtilen kişiler
bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ilgili kanun hükmünde
kararnamenin yayımı tarihinden geçerli olmak üzere ortadan kalkmış sayılır.
Söz konusu personelden bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren on gün
içerisinde göreve başlamayanlar çekilmiş sayılır. Bu kapsamda göreve
başlayanlara, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihten göreve başladıkları tarihe
kadar geçen süreye tekabül eden mali ve sosyal hakları ödenir. Bu kişiler,
kamu görevinden çıkarılmalarından dolayı herhangi bir tazminat talebinde
bulunamaz. Bu personelin görevlerine iadesi, kamu görevinden çıkarıldıkları
tarihte bulundukları yöneticilik görevi dışında öğrenim durumları ve
kazanılmış hak aylık derecelerine uygun kadro ve pozisyonlara atanmak
suretiyle de yerine getirilebilir. Bu maddeye ilişkin işlemler ilgili
bakanlık ve kurumlar tarafından yürütülür.

Rütbesi alınan emekli Türk
Silahlı Kuvvetleri personeli

MADDE 3 – (1) Türk
Silahlı Kuvvetlerinden emekliye sevk edilen, kendi isteğiyle emekli olan,
31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu
hükümlerine göre Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası alan, Devlet memurluğundan
çıkarılan, sözleşmeleri fesih edilen, müstafi sayılan veya istifa eden
subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, Devlet memuru,
işçi, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve erler ile 27/7/1967 tarihli ve 926
sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun geçici 32 nci maddesi
kapsamında haklarında işlem tesis edilenlerden; terör örgütlerine veya
Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette
bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti
veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen ve ekli (3)
sayılı listede yer alanların rütbeleri alınır ve emekli kimlikleri iptal
edilir. Bu kişiler kamu görevine yeniden kabul edilmezler, doğrudan veya
dolaylı görevlendirilemezler. Ayrıca bunlar uhdelerinde taşımış oldukları
mesleki unvanları ve sıfatlarını kullanamazlar ve bu unvan ve sıfatlarına
bağlı olarak sağlanan haklardan yararlanamazlar. Bu kişilerin uhdelerinde
bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim
kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır.
Bunların silah ruhsatları, gemi adamlığına ilişkin belgeleri, pilot
lisansları ve ilgili pasaport birimlerince pasaportları iptal edilir. Bu
kişiler özel güvenlik şirketlerinin kurucusu, ortağı ve çalışanı olamazlar.

Kurum ve kuruluşlara ilişkin
tedbirler

MADDE 4 – (1) Ekli
(4) sayılı listede yer alan dernek, ilgili kanun hükmünde kararnamenin eki
listenin ilgili sırasından çıkarılmıştır. İlgili kanun hükmünde kararname
hükümleri, söz konusu dernek bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte
ilgili kanun hükmünde kararnamenin yürürlük tarihinden geçerli olmak üzere
ortadan kalkmış sayılır. Buna ilişkin işlemler ilgisine göre İçişleri
Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı tarafından yerine getirilir.

Yurtdışında öğrenim görenler

MADDE 5 – (1)
8/4/1929 tarihli ve 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe
Hakkında Kanuna tabi öğrencilerden, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik
Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar
verilen yapı, oluşum veya gruplara aidiyeti, iltisakı veya bunlarla
irtibatı olan ve ekli (5) sayılı listede yer alanların öğrencilikle
ilişikleri kesilmiştir. Bunlar hakkında 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı
Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde
Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun 4 üncü maddesinin
ikinci ve üçüncü fıkraları hükümleri uygulanır. Bunların bu kapsamda
gördükleri eğitimlere ilişkin olarak denklik işlemleri yapılmaz ve bunlar
söz konusu eğitimleri kapsamındaki akademik unvan ve derecelerine bağlı
haklardan yararlanamazlar.

(2) Ekli
(6) sayılı listede yer alan kişi, ilgili kanun hükmünde kararnamenin eki
listenin ilgili sırasından çıkarılmıştır. İlgili kanun hükmünde kararname
hükümleri, bu kişi bakımından tüm hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ilgili
kanun hükmünde kararnamenin yayımı tarihinden itibaren ortadan kalkmış
sayılır.

Geri alınan madalyalar

MADDE 6 – (1) Terör
örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı
faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara aidiyeti,
iltisakı veya bunlarla irtibatı olan ve ekli (7) sayılı listede yer alan
kişilere 24/10/1983 tarihli ve 2933 sayılı Madalya ve Nişanlar Kanunu
kapsamında verilmiş olan madalyalar geri alınmıştır.

Yürürlük

MADDE 7 – (1) Bu
Kanun Hükmünde Kararname yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

MADDE 8 – (1) Bu
Kanun Hükmünde Kararname hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.



Recep
Tayyip ERDOĞAN

CUMHURBAŞKANI

Binali YILDIRIM

Başbakan

N.
CANİKLİ M.
ŞİMŞEK N.
KURTULMUŞ Y.
T. TÜRKEŞ

Başbakan
Yardımcısı Başbakan
Yardımcısı Başbakan
Yardımcısı Başbakan
Yardımcısı

V.
KAYNAK B.
BOZDAĞ F.
B. SAYAN KAYA Ö.
ÇELİK

Başbakan
Yardımcısı Adalet
Bakanı Aile
ve Sosyal Politikalar Bakanı Avrupa
Birliği Bakanı

F.
ÖZLÜ M.
MÜEZZİNOĞLU M.
ÖZHASEKİ M.
ÇAVUŞOĞLU

Bilim, Sanayi
ve Teknoloji Bakanı Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanı Çevre
ve Şehircilik Bakanı Dışişleri
Bakanı

N.
ZEYBEKCİ B.
ALBAYRAK A.
Ç. KILIÇ F.
ÇELİK

Ekonomi
Bakanı Enerji
ve Tabii Kaynaklar Bakanı Gençlik
ve Spor Bakanı Gıda, Tarım ve
Hayvancılık Bakanı

B.
TÜFENKCİ S.
SOYLU L.
ELVAN N.
AVCI

Gümrük ve
Ticaret Bakanı İçişleri
Bakanı Kalkınma
Bakanı Kültür
ve Turizm Bakanı

N.
AĞBAL İ.
YILMAZ F.
IŞIK

Maliye
Bakanı Millî
Eğitim Bakanı Millî
Savunma Bakanı

V.
EROĞLU R.
AKDAĞ A.
ARSLAN

Orman
ve Su İşleri Bakanı Sağlık
Bakanı Ulaştırma,
Denizcilik ve Haberleşme Bakanı








Kaynak

FETÖ’nün Los Angeles’taki 3 okuluna kapama kararı

ABD’nin California eyaletine bağlı Los Angeles kentinde faaliyet gösteren FETÖ bağlantılı üç Magnolia okulunun sözleşmelerinin yenilenmemesi ile ilgili karar, Los Angeles Eğitim Kurulunda 6 evet-1 çekimser oyla alındı.

2 saati aşkın bir süre salonda bulunan okul yöneticilerini ve öğrencilerini dinleyen kurul üyeleri, oylama öncesinde”okulun finansal hesap verebilirlik açısından üzerine düşeni yapmadığının” altını çizdiler.

Kurul üyeleri, okullardan istenen bazı önemli finansal belgelerin ilgili kurumlara göndermediği ya da çok geç gönderdiği ve bu durumun birden fazla kez yaşandığını belirttiler.

7 ÜYENİN 6’SI “KAPATILSIN” DEDİ

Daha sonra 7 üyeli kurulda yapılan oylamada 1 üyenin çekimser oyuna karşı 6 üye, üç Magnolia okulunun sözleşme yenileme talebini reddetme kararı aldı.

Red kararının ardından okulların Los Angeles’taki bir üst kurula ve eyalet düzeyinde de California Eğitim Kuruluna temyiz için başvurma hakkı bulunuyor.

Sözleşme yenileme kararı alabilmek için üç okulun 1 Temmuz 2017 tarihine kadar süresi bulunuyor. Bu süre içerisinde okulların, gerekli finansal hesap verebilirlik kriterlerini yerine getirememesi durumunda temelli kapatılacağı bildirildi.

Sözleşmesinin yenilenmesini talep eden Reseda Magnolia Bilim Akademisi 1, Van Nuys Magnolia Bilim Akademisi 2 ve Carson Magnolia Bilim Akademisi 3’e geçen salı günü Los Angeles Birleşik Okul Bölgesi yönetimi tarafından gönderilen elektronik postalarda eğitim kuruluna “yenileme talebinin reddedilmesi tavsiyesinin” yapılacağı iletilmişti.

Okul bölge yönetiminden yerel medyaya konuşan bir yetkili, “Magnolia okullarındaki finansal usülsüzlükler ve Türkiye’den H-1B çalışma vizesiyle çok fazla sayıda öğretmen ve çalışan getirilmesinin ana unsurlar olduğu” değerlendirmesini yapmıştı.

OKUL YÖNETİCİSİNİN GÜLEN’LE BAĞI

Ağustos ayı sonunda Los Angeles Times gazetesine verdiği mülakatta FETÖ elebaşısı Fetullah Gülen’le bağını kabul eden Magnolia Okulları Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Yapanel, “Gülen’in öğretilerine inandığını ve onun kendisine ilham kaynağı olduğunu” ifade etmişti.

Halen California’da toplamda 10 yerleşkede sözleşmeli eğitim veren Magnolia Okulları, FETÖ’nün ABD’deki en önemli okul ağlarından biri olarak biliniyor.

Kaynak

Türk Yargı Etiği Bildirgesi, Resmi Gazete’de

Hakim ve savcıların uymaları gereken etik kuralları kapsayan “Türk Yargı Etiği Bildirgesi” Resmi Gazete’de yayımlandı.

Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kararıyla yayımlanan bildirge 8 ana başlıktan oluşuyor.

Bildirgede, hakimler ve savcıların, görevlerini yerine getirirken adaletin en hassas ve doğru şekilde dağıtıldığından emin olan, mesleki sorumluluk içinde davranan, bütün işlemleri ile karar ve davranışlarında insan ve toplum hayatına tesir edeceklerinin ve toplum nezdindeki saygınlıklarının korunmasının Türk yargısının itibarını da yükselteceğinin bilincindeki “hakim, fehim, müstakim, emin, mekin ve metin” insanlar olduğu belirtildi.

Hakim ve savcıların Anayasa ve kanunlardan aldıkları yetki çerçevesinde hür vicdanları ile evrensel değerleri şiar edinerek bağımsız ve tarafsız olarak görevlerini yürüttükleri belirtilen bildirgede, gerek mesleki gerekse sosyal hayatlarında etik mesleki ilkeler doğrultusunda davranmaya onurları ve vicdanları üzerine söz verdikleri aktarıldı.

“Güven verirler, güveni zedeleyecek davranışları önlerler”

Bildirgede, hakimler ve savcıların insan onuruna saygılı oldukları, insan haklarını koruyup herkese eşit davrandıkları vurgulanarak, şu ifadelere yer verildi:

“İnsan onurunun dokunulmaz olduğuna dair medeniyetimizin ve evrensel kabulün bir tezahürü olarak, insan onurunu esas alır, bütün davranışlarında insan hak ve özgürlüklerine uygun hareket ederler. İnsan haklarına dayalı devlet ilkesinin ancak insan hak ve özgürlüklerinin etkin bir şekilde korunması ile gerçekleşebileceğinin farkında ve bu konuda üzerlerine düşen sorumluluğun bilincindedirler. Bir arada yaşamanın, farklılıklara saygı duymayı, birbirine anlayışla yaklaşmayı ve herkese eşit davranmayı gerektirdiğini kabul ederler.

Görevlerini yerine getirirken dil, din, mezhep, ırk, etnik köken, uyruk, cinsiyet, siyasi düşünce, sosyal ve ekonomik durum, hemşehrilik, yaşam biçimi, yaş, sağlık durumu, dış görünüş, medeni hal ve benzeri sebeplerle ayrımcılığı kesin bir biçimde reddeder ve ayrımcı bir dil kullanmazlar. Anayasa’da yer verilen pozitif ayrımcılığın, eşitlik ilkesinin ihlali anlamına gelmediğini bilirler. Adalet hizmetinden faydalanmak isteyenler başta olmak üzere meslektaşları, avukatlar, adalet personeli, tanık, bilirkişi gibi yargısal sürece dahil olanlara ve topluma eşitlik ilkesinin uygulandığına dair güven verirler. Görev ve yetki alanı içinde bu güveni zedeleyebilecek her türlü davranışı önlerler.”

“Bağımsızlıklarıyla adil yargılanmanın güvencesidirler”

Hakimler ve savcıların bağımsızlıklarıyla adil yargılanmanın ve hukuk devletinin güvencesi olduklarının altı çizilen bildirgede, şu tespitlerde bulunuldu:

“Yargı bağımsızlığının, yargılama fonksiyonunun baskı ve tesirden uzak bir şekilde yerine getirilmesi için tanındığının bilinciyle hareket ederler. Bağımsızlıklarına doğrudan ya da dolaylı olarak etki edebilecek baskı ve tesiri kayıtsız şartsız reddederler. Kararlarını, kişilerin, kurumların ya da kamuoyunun tepkisini çekeceği endişesi duymaksızın ve onları memnun etme kaygısı taşımaksızın bağımsız olarak verirler.

Yargıya güvenin sağlanması ve sürdürülebilmesi için bağımsız olmak kadar, bağımsız görünmenin de önemli olduğu bilincindedirler. Bağımsızlığın, sorumsuz ve ayrıcalıklı olmak anlamına gelmediğinin, bilakis hesap verebilirlik ilkesi çerçevesinde adaletin tecelli etmesini sağlama amacı taşıdığının farkındadırlar. Kanunlarda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak hesap verebilirliğin bağımsızlıklarını zedelemeyen, aksine toplumsal meşruiyetlerini artırmak suretiyle güçlendiren bir ilke olduğunun bilincindedirler.”

“Ayrımcılık yapmadan tarafsız bir şekilde hareket ederler”

Bildirgede, hakimler ve savcıların tarafsız olduğu vurgulanarak, şunlar kaydedildi:

“Tarafsız hareket etmekle yetinmez, objektif bir bakış açısıyla tarafsızlıklarına ilişkin her türlü kuşkuyu bertaraf edecek bir duruş sergilerler. Yargıya güvenin sağlanması ve sürdürülebilmesi için tarafsız olmak kadar, tarafsız görünmenin de önemli olduğunun bilincindedirler. Adil yargılamanın gereği olarak herhangi bir tarafa iltimas göstermeden ve ayrımcılık yapmadan tarafsız bir şekilde hareket ederler. Mesleki ve sosyal hayatlarında tarafsızlık ilkesine aykırı düşebilecek her türlü ayrımcı söylem ve davranıştan kaçınır, konuşma ve beden dilini tarafsızlıklarını ihlal etmeyecek biçimde kullanmaya özen gösterirler. Sosyal medya başta olmak üzere kitle iletişim araçları vasıtasıyla yapacakları yorum, değerlendirme ve paylaşımların kolaylıkla amacını aşan sonuçlar doğurabileceğini ve tarafsızlıklarını sorgulanır hale getirebileceğini öngörerek hareket ederler.

Kişisel kanaat ve düşüncelerinin, tarafsızlıklarına gölge düşürmesine izin vermez ve ön yargılı şekilde hareket etmezler. Görevlerini yürütürken ön yargı ve tercihlerinden etkilenip etkilenmediklerini sorgularlar. Toplumda, herhangi bir olay ile ilgili olumlu veya olumsuz bir kanaat oluştuğu durumlarda dahi tarafsızlıklarını korurlar. Görevlerini yerine getirirken kendileri, yakınları ve sosyal çevrelerini gözetmek amacıyla taraflı davranışlarda bulunmayı reddeder, tarafsızlıklarından ödün vermezler. Görevde olan veya görevinden ayrılarak avukatlık, bilirkişilik, arabuluculuk ve benzeri görevler yürüten meslektaşlarına ayrıcalıklı davranmaz, bu yönde bir izlenim oluşturmazlar.”

Hakimler ve savcıların dürüst ve tutarlı oldukları vurgulanan bildirgede, “Dürüstlük ve doğruluğun, mesleğin gerektirdiği yüksek karakterin vazgeçilmez unsurları olduğunun bilinciyle, gerek mesleki yaşamlarında gerekse sosyal hayatlarında bu yönde bir duruş sergilerler.” denildi.

Bildirgede şu ifadeler yer aldı:

“Özü sözü bir kişilikleriyle oldukları gibi görünür ve göründükleri gibi olurlar. Mesleki itibarlarının korunması için sözlerini yerine getirmekte hassasiyet gösterirler. Dürüstlüklerine gölge düşürebilecek durumlar içinde bulunmama konusunda özenli davranırlar. Neticesinden olumsuz şekilde etkileneceklerini öngörseler dahi gerek iş ve işlemlerinde gerek söz ve davranışlarında doğruluktan ayrılmazlar.

Yargısal süreçte aleyhine karar verilen taraf da dahil olmak üzere, dürüstlüklerinden şüphe duyulmamasını sağlayacak şekilde davranırlar. Hukuki güvenlik ilkesi gereği uygulamalarında tutarlılığı gözeterek görevlerini yerine getirirler. Tutarlılığı sabit fikirlilik olarak yorumlamazlar ve toplumsal değişimleri dikkate alırlar.”

“Yargıya olan güveni zedeleyebilecek davranışlardan kaçınırlar”

Bildirgede, hakimler ve savcıların, kendilerine duyulan güvenin, yargıya güvenle doğrudan ve ayrılmaz şekilde bağlantılı olduğunun bilinciyle bütün işlem, eylem ve kararlarında yargıya güveni temin ettikleri ve güçlendirdikleri hatırlatıldı.

“Vakur duruşlarıyla adına karar verdikleri Türk milleti başta olmak üzere herkesin kendilerine güven duymasını sağlarlar.” ifadesine yer verilen bildirgede, şunlar kaydedildi:

“Görevlerini yaparken kendilerine duyulan güvene halel getirebilecek bir algı, kuşku veya tereddüt oluştuğunu fark ettiklerinde, görevden çekilmelerinin gerekip gerekmediğini azami dikkat ve özenle değerlendirirler. Yargıya olan güveni tartışmalı hale getirebilecek veya zedeleyebilecek tutum ve davranışlardan her zaman ve her yerde titizlikle kaçınırlar.

Özel hayatlarında, mesleki güvenilirliklerine gölge düşürebilecek davranışlarda bulunmamaya hassasiyet gösterirler. İfade özgürlüklerini, yargıya duyulan güveni sarsmayacak ve siyasi tarafgirliğe düşmeyecek biçimde kullanırlar.”

“Bilgilerin mahremiyetini sosyal medyada ihlal etmezler”

Bildirgede, hakimler ve savcıların mahremiyeti toplumdan bilgi saklamak için değil, aksine yargısal sürece dahil olanların haklarını koruyarak adaletin yerini bulması amacıyla gözettiklerine işaret edilerek, görevleri nedeniyle vakıf oldukları devlet sırları, ticari sırlar ile kişilere ve kurumlara ait gizli kalması gereken bilgilerin mahremiyetini korudukları vurgulandı.

Hakimlik ve savcılık mesleğini yerine getirenlerin, gizli kalması gereken bilgi ve sırları, kendi yararına ya da başkalarının yarar veya zararına olabilecek şekilde kullanamayacakları hatırlatılan bildirgede, şunlar belirtildi:

“Bu bilgilerin mahremiyetini sosyal medya veya başka bir yolla ihlal etmezler. Adliye personeli başta olmak üzere görevleri gereği gizli kalması gereken bilgilere erişim imkanı olanların, gizliliğe riayet etmesini sağlarlar. Gizli kalması gereken bilgileri doğru belirlerler. Mevzuatta öngörülen açıklık ve şeffaflık ilkeleri; lekelenmeme, bilgi edinme ve savunma hakları; basın, haber alma ve ifade özgürlükleri ile mahremiyetin karşı karşıya geldiği hallerde, kişilerin şeref ve itibarı ile kamusal yarar arasındaki hassas dengeyi gözeterek hareket ederler.

Yargıya teslim edilen bilgi ve sırların korunduğuna ilişkin güveni temin eder, bu bilgilerin ve sırların gizliliğini görevleri sona erse dahi gözetirler.”

“Yorum ve değerlendirmelerinde yapıcı ve ölçülü olurlar”

Hakimler ve savcıların mesleğe yaraşır şekilde davranacakları kaydedilen bildirgede, “Mesleki ve sosyal ilişkilerinde muhataplarına karşı saygı ve nezaket ilkeleri çerçevesinde hareket eder, söz ve davranışlarının onlar üzerindeki etkisini gözetirler. Mesleklerinin yaşamlarına kattığı değer ve yüklediği sorumluluğun bilinciyle görevlerinin gerektirdiği hassasiyetle davranırlar.” denildi.

Bildirgede şunlar ifade edildi:

“Olaylar ve durumlar karşısında uzlaştırıcı bir dil kullanır, sağduyulu ve temkinli davranırlar. Toplumun kendilerinden yargı hizmetinin kaliteli sunulmasının yanı sıra erdemli olmalarını da beklediğinin bilincindedirler. Görevin yerine getirilmesi sırasında diğer meslektaşlarla uyum, iş birliği ve karşılıklı saygı içinde çalışarak verimli bir iş ortamı oluştururlar. Mesleki bilgi ve deneyimlerini meslektaşlarıyla paylaşma hususunda istekli davranırlar. İfade özgürlüğü kapsamında yazılı, görsel, işitsel ya da sosyal medyada düşüncelerini açıklarken veya paylaşımlarda bulunurken mesleğin gerektirdiği etik ilkelere uygun hareket ederler.

Mesleki işleyişe ilişkin konular ile yargı kararlarına dair yorum ve değerlendirmelerinde yapıcı ve ölçülü olurlar. Meslektaşlarının yetkinliklerini, yargının saygınlığına ve yargıya olan güvene zarar verebilecek şekilde tartışmaya açmazlar.”

“Özel hayatlarına gereken dikkati gösterirler”

Bildirgede, hakim ve savcıların mesleğe yaraşır şekilde davranmaları gerektiği vurgulandı.

“Görevin yerine getirilmesiyle ilgili olan veya ilgili görülebilecek herhangi bir hediye, bağış, borç, yardım ya da iltimas kabul etmezler.” ifadesine yer verilen bildirgede, şunlar belirtildi:

“Konumları ve mesleklerinin sağladığı nüfuzdan fayda sağlamazlar. Yakınlarının ve birlikte çalıştıkları personelin de bu hususa riayet etmelerini sağlarlar. Hizmet gereklerini gözeterek kamu mal ve hizmetleri ile insan kaynaklarının en etkili ve doğru biçimde, amacına uygun olarak kullanılmasını temin ederler. Mesleki saygınlığın korunabilmesi için özel hayatlarına gereken dikkati gösterirler. Özel hayatlarında iletişim içinde oldukları kişilerin, işlem ve kararlarını etkilemesine fırsat vermedikleri gibi etkileme güçleri bulunduğu izlenimine yol açabilecek tavır ve davranışlardan da kaçınırlar.

Herhangi birinin de bu izlenimi oluşturmasına imkan tanımazlar. Sosyal hayatlarının gereği olarak içinde bulunacakları ortam ve mekanları titiz bir şekilde seçmek suretiyle mesleki saygınlıklarını korurlar.”

“Hak ve adalete uygun düşmeyen bir istekte bulunmazlar”

Hakimler ve savcıların yetkin ve mesleklerine özenli davranmaları gerektiği vurgulanan bildirgede, şu ilkelere de yer verildi:

“Kararlarının veya işlemlerinin, bu tasarruflardan etkilenenlerin dünyasında ve toplum üzerinde bırakacağı tesirin farkındadırlar. Bu nedenle, bütün mesleki faaliyetlerinde gereken dikkat, önem ve özeni gösterirler. Her soruna çözüm odaklı ve aynı duyarlılıkla yaklaşırlar. Görevlerini vicdani kanaatleri doğrultusunda, ahlaki olgunluklarına, ehliyet ve liyakatlerine yaraşır şekilde yaparlar. Kararlarını hakkaniyetle verebilmek için gerekli bütün bilgi kaynaklarına ulaşmaya ve işlemlerini yeterli gerekçelerle desteklemeye özen gösterirler.

Mesleki bilgilerini güncel tutmak ve geliştirmek amacıyla gerekli eğitimleri alma; alanıyla ilgili akademik çalışmaları, ulusal ve uluslararası alandaki hukuki gelişmeler ile yargı içtihatlarını takip etme konusunda kendilerini sorumlu hissederler. Mesleki yetkinliklerini arttırmanın, dış etkilerden bağımsız olarak karar vermelerine katkı sağlayacağını bilirler. Görevlerini adaletin tecellisini geciktirmeyecek şekilde ve makul sürede yerine getirirler. Görevlerine bağlılıkları, gayretleri ve çalışkanlıklarının yanı sıra davranışlarına gösterdikleri özen ile de meslek etiği yönünden örnek olurlar. Çalışma saatlerini verimli kullanır, kamu hizmetini aksatmamak için azami özen gösterirler. Zamanın herkes için değerli olduğunu bilir ve bu konuda duyarlı davranırlar. Atama, yer değiştirme ve özlük haklarına ilişkin diğer hususlarda hak ve adalete uygun düşmeyen bir istekte bulunmazlar.”

Bildirgenin, Türkiye Cumhuriyeti hakimleri ve savcılarının takip edecekleri etik ilkeleri belirleyen bağlayıcı bir belge niteliğinde olduğu ifade edilerek, hakimler ve savcıların, bu bildirgede belirtilmeyen bir durumla karşılaştıklarında, takip etmeye onur ve vicdanları üzerine söz verdikleri ilkelerin ruhuna uygun davranmaları gerektiği belirtildi.

Türk Yargı Etiği Bildirgesi’nin aynı zamanda hakimler ve savcıların, adına karar verdikleri yüce Türk milletine ve onun her bir ferdine verilmiş söz niteliğinde olduğu, yargı etiği konusunda karşılaşılabilecek tereddütler hususunda Hakimler ve Savcılar Kuruluna başvurulabileceği kaydedildi.

TRT

Kaynak

Kamu Haber ,Memurlar ,Kamu Saati


Hüseyin Çolak

İNKIRAZ

Samimiyet sınavını kaybettik Sultan’ın sahnesinde. Sınandık lâkin sınavı, sanal bir oyundan ibaret sandık. Sandık sandık hayaller biriktirdik; ada ve parseli, seccade ebadından ibaret olan dünyaya kandık….


İdris Şekerci

YÖNETİCİ SINAVI MI ÖSYM’YE KAZANÇ KAPISI MI?

Nihayet beklenen oldu ve MEB, “gerekçesi kendinden menkul” bir neden ile yürürlüğünü durdurduğu yönetici sınav takvimini yeniden yayınladı. Bu arada yönetici atama yönetmeliğinde “Dinime…


Mustafa Yıldırım

ÇUVALDIZI, HEP UNUTURUZ KENDİMİZE BATIRMAYI

Atasözlerimiz bir hazinedir adeta,düşüncemizi anlatmanın en kısa yoludur.’’İğneyi kendine Çuvaldızı başkasına batırmak.’’hata ve eksikleri başkalarında aramak ya da mesuliyetten kaçmak, eğitimde…


İrfan Bilici

YAZMAK YÜREK İSTER

Bu satırları yazmak için o kadar çok deneme yaptım ki bir türlü yüreğime oturtamadım. Sonunda Dr. Necdet Subaşı’nın ‘’Adını Sonra Koyarız’’ kitabının Türkiye Yazarlar Birliğinin hatıra dalında…


Doğan Ceylan

MEB Kurumsal Rehberlik Müfettişlerinin Seçimi

Devlet teşkilatımızda yer alan teftiş kurulları ve müfettişler “teftiş, denetim, inceleme, araştırma ve soruşturma” görevlerini yürütmekle görevlendirilmişlerdir. Bakanlıklar içerisinde sadece Milli…


İlhan Eranıl

Bir Denemedir Bu Dünya

Yıllar önce okumuştum rahmetli Cahit Zarifoğlu ağabeyin “Bir Değirmendir Bu Dünya” kitabını. İçeriğini çok hatırlamamakla birlikte kapak fotoğrafı dün gibi aklımda. Fotoğrafta insanları buğday tanelerine…


Şenol Metin

OĞLUM! BAK, GİT!..

Kamu Yönetimi Bölümünde Neler Oluyor… Başında bulunduğum Eğitimciler Birliği Sendikası Konya 2 Nolu Şube kuruluşundan beri Akademiden sorumlu sendika olarak öğretim üyelerimizle, araştırma görevlilerimizle,…


Alpaslan Fakılı

Şube Müdürlüğünde Tartışmalı Karar

Şube müdürlüğü yazılı sınav soruları hakkında verilen karar eğitimcileri şaşırttı. Zira iki soru çok açık bir şekilde doğru olduğu halde mahkemenin bu soruları yanlış kabul etmesi yeni bir tartışma…


Ahmet Aydınsoy

TAYYİP ERDOĞAN DÜŞMANLIĞI NEREYE KADAR GİDER?

Tayyip Erdoğan gitsin de ne olursa olsun, noktasına gelen insanlar arasında, yüreğinde zerre kadar vatan, millet aşkı, Allah aşkı taşıyanlara sormak istiyorum. 2002 öncesi Türkiye’sinin hangi tablosunu…

Kaynak

Türk Yargı Etiği Bildirgesi, Resmi Gazete’de




3 gün önce


Hakim ve savcıların uymaları gereken etik kuralları kapsayan “Türk Yargı Etiği Bildirgesi” Resmi Gazete’de yayımlandı.







Türk Yargı Etiği Bildirgesi, Resmi Gazete'de, System.String[]











Hakim ve savcıların uymaları gereken etik kuralları kapsayan “Türk Yargı Etiği Bildirgesi” Resmi Gazete’de yayımlandı.

Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kararıyla yayımlanan bildirge 8 ana başlıktan oluşuyor.

Bildirgede, hakimler ve savcıların, görevlerini yerine getirirken adaletin en hassas ve doğru şekilde dağıtıldığından emin olan, mesleki sorumluluk içinde davranan, bütün işlemleri ile karar ve davranışlarında insan ve toplum hayatına tesir edeceklerinin ve toplum nezdindeki saygınlıklarının korunmasının Türk yargısının itibarını da yükselteceğinin bilincindeki “hakim, fehim, müstakim, emin, mekin ve metin” insanlar olduğu belirtildi.

Hakim ve savcıların Anayasa ve kanunlardan aldıkları yetki çerçevesinde hür vicdanları ile evrensel değerleri şiar edinerek bağımsız ve tarafsız olarak görevlerini yürüttükleri belirtilen bildirgede, gerek mesleki gerekse sosyal hayatlarında etik mesleki ilkeler doğrultusunda davranmaya onurları ve vicdanları üzerine söz verdikleri aktarıldı.

“Güven verirler, güveni zedeleyecek davranışları önlerler”

Bildirgede, hakimler ve savcıların insan onuruna saygılı oldukları, insan haklarını koruyup herkese eşit davrandıkları vurgulanarak, şu ifadelere yer verildi:

“İnsan onurunun dokunulmaz olduğuna dair medeniyetimizin ve evrensel kabulün bir tezahürü olarak, insan onurunu esas alır, bütün davranışlarında insan hak ve özgürlüklerine uygun hareket ederler. İnsan haklarına dayalı devlet ilkesinin ancak insan hak ve özgürlüklerinin etkin bir şekilde korunması ile gerçekleşebileceğinin farkında ve bu konuda üzerlerine düşen sorumluluğun bilincindedirler. Bir arada yaşamanın, farklılıklara saygı duymayı, birbirine anlayışla yaklaşmayı ve herkese eşit davranmayı gerektirdiğini kabul ederler.

Görevlerini yerine getirirken dil, din, mezhep, ırk, etnik köken, uyruk, cinsiyet, siyasi düşünce, sosyal ve ekonomik durum, hemşehrilik, yaşam biçimi, yaş, sağlık durumu, dış görünüş, medeni hal ve benzeri sebeplerle ayrımcılığı kesin bir biçimde reddeder ve ayrımcı bir dil kullanmazlar. Anayasa’da yer verilen pozitif ayrımcılığın, eşitlik ilkesinin ihlali anlamına gelmediğini bilirler. Adalet hizmetinden faydalanmak isteyenler başta olmak üzere meslektaşları, avukatlar, adalet personeli, tanık, bilirkişi gibi yargısal sürece dahil olanlara ve topluma eşitlik ilkesinin uygulandığına dair güven verirler. Görev ve yetki alanı içinde bu güveni zedeleyebilecek her türlü davranışı önlerler.”

“Bağımsızlıklarıyla adil yargılanmanın güvencesidirler”

Hakimler ve savcıların bağımsızlıklarıyla adil yargılanmanın ve hukuk devletinin güvencesi olduklarının altı çizilen bildirgede, şu tespitlerde bulunuldu:

“Yargı bağımsızlığının, yargılama fonksiyonunun baskı ve tesirden uzak bir şekilde yerine getirilmesi için tanındığının bilinciyle hareket ederler. Bağımsızlıklarına doğrudan ya da dolaylı olarak etki edebilecek baskı ve tesiri kayıtsız şartsız reddederler. Kararlarını, kişilerin, kurumların ya da kamuoyunun tepkisini çekeceği endişesi duymaksızın ve onları memnun etme kaygısı taşımaksızın bağımsız olarak verirler.

Yargıya güvenin sağlanması ve sürdürülebilmesi için bağımsız olmak kadar, bağımsız görünmenin de önemli olduğu bilincindedirler. Bağımsızlığın, sorumsuz ve ayrıcalıklı olmak anlamına gelmediğinin, bilakis hesap verebilirlik ilkesi çerçevesinde adaletin tecelli etmesini sağlama amacı taşıdığının farkındadırlar. Kanunlarda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak hesap verebilirliğin bağımsızlıklarını zedelemeyen, aksine toplumsal meşruiyetlerini artırmak suretiyle güçlendiren bir ilke olduğunun bilincindedirler.”

“Ayrımcılık yapmadan tarafsız bir şekilde hareket ederler”

Bildirgede, hakimler ve savcıların tarafsız olduğu vurgulanarak, şunlar kaydedildi:

“Tarafsız hareket etmekle yetinmez, objektif bir bakış açısıyla tarafsızlıklarına ilişkin her türlü kuşkuyu bertaraf edecek bir duruş sergilerler. Yargıya güvenin sağlanması ve sürdürülebilmesi için tarafsız olmak kadar, tarafsız görünmenin de önemli olduğunun bilincindedirler. Adil yargılamanın gereği olarak herhangi bir tarafa iltimas göstermeden ve ayrımcılık yapmadan tarafsız bir şekilde hareket ederler. Mesleki ve sosyal hayatlarında tarafsızlık ilkesine aykırı düşebilecek her türlü ayrımcı söylem ve davranıştan kaçınır, konuşma ve beden dilini tarafsızlıklarını ihlal etmeyecek biçimde kullanmaya özen gösterirler. Sosyal medya başta olmak üzere kitle iletişim araçları vasıtasıyla yapacakları yorum, değerlendirme ve paylaşımların kolaylıkla amacını aşan sonuçlar doğurabileceğini ve tarafsızlıklarını sorgulanır hale getirebileceğini öngörerek hareket ederler.

Kişisel kanaat ve düşüncelerinin, tarafsızlıklarına gölge düşürmesine izin vermez ve ön yargılı şekilde hareket etmezler. Görevlerini yürütürken ön yargı ve tercihlerinden etkilenip etkilenmediklerini sorgularlar. Toplumda, herhangi bir olay ile ilgili olumlu veya olumsuz bir kanaat oluştuğu durumlarda dahi tarafsızlıklarını korurlar. Görevlerini yerine getirirken kendileri, yakınları ve sosyal çevrelerini gözetmek amacıyla taraflı davranışlarda bulunmayı reddeder, tarafsızlıklarından ödün vermezler. Görevde olan veya görevinden ayrılarak avukatlık, bilirkişilik, arabuluculuk ve benzeri görevler yürüten meslektaşlarına ayrıcalıklı davranmaz, bu yönde bir izlenim oluşturmazlar.”

Hakimler ve savcıların dürüst ve tutarlı oldukları vurgulanan bildirgede, “Dürüstlük ve doğruluğun, mesleğin gerektirdiği yüksek karakterin vazgeçilmez unsurları olduğunun bilinciyle, gerek mesleki yaşamlarında gerekse sosyal hayatlarında bu yönde bir duruş sergilerler.” denildi.

Bildirgede şu ifadeler yer aldı:

“Özü sözü bir kişilikleriyle oldukları gibi görünür ve göründükleri gibi olurlar. Mesleki itibarlarının korunması için sözlerini yerine getirmekte hassasiyet gösterirler. Dürüstlüklerine gölge düşürebilecek durumlar içinde bulunmama konusunda özenli davranırlar. Neticesinden olumsuz şekilde etkileneceklerini öngörseler dahi gerek iş ve işlemlerinde gerek söz ve davranışlarında doğruluktan ayrılmazlar.

Yargısal süreçte aleyhine karar verilen taraf da dahil olmak üzere, dürüstlüklerinden şüphe duyulmamasını sağlayacak şekilde davranırlar. Hukuki güvenlik ilkesi gereği uygulamalarında tutarlılığı gözeterek görevlerini yerine getirirler. Tutarlılığı sabit fikirlilik olarak yorumlamazlar ve toplumsal değişimleri dikkate alırlar.”

“Yargıya olan güveni zedeleyebilecek davranışlardan kaçınırlar”

Bildirgede, hakimler ve savcıların, kendilerine duyulan güvenin, yargıya güvenle doğrudan ve ayrılmaz şekilde bağlantılı olduğunun bilinciyle bütün işlem, eylem ve kararlarında yargıya güveni temin ettikleri ve güçlendirdikleri hatırlatıldı.

“Vakur duruşlarıyla adına karar verdikleri Türk milleti başta olmak üzere herkesin kendilerine güven duymasını sağlarlar.” ifadesine yer verilen bildirgede, şunlar kaydedildi:

“Görevlerini yaparken kendilerine duyulan güvene halel getirebilecek bir algı, kuşku veya tereddüt oluştuğunu fark ettiklerinde, görevden çekilmelerinin gerekip gerekmediğini azami dikkat ve özenle değerlendirirler. Yargıya olan güveni tartışmalı hale getirebilecek veya zedeleyebilecek tutum ve davranışlardan her zaman ve her yerde titizlikle kaçınırlar.

Özel hayatlarında, mesleki güvenilirliklerine gölge düşürebilecek davranışlarda bulunmamaya hassasiyet gösterirler. İfade özgürlüklerini, yargıya duyulan güveni sarsmayacak ve siyasi tarafgirliğe düşmeyecek biçimde kullanırlar.”

“Bilgilerin mahremiyetini sosyal medyada ihlal etmezler”

Bildirgede, hakimler ve savcıların mahremiyeti toplumdan bilgi saklamak için değil, aksine yargısal sürece dahil olanların haklarını koruyarak adaletin yerini bulması amacıyla gözettiklerine işaret edilerek, görevleri nedeniyle vakıf oldukları devlet sırları, ticari sırlar ile kişilere ve kurumlara ait gizli kalması gereken bilgilerin mahremiyetini korudukları vurgulandı.

Hakimlik ve savcılık mesleğini yerine getirenlerin, gizli kalması gereken bilgi ve sırları, kendi yararına ya da başkalarının yarar veya zararına olabilecek şekilde kullanamayacakları hatırlatılan bildirgede, şunlar belirtildi:

“Bu bilgilerin mahremiyetini sosyal medya veya başka bir yolla ihlal etmezler. Adliye personeli başta olmak üzere görevleri gereği gizli kalması gereken bilgilere erişim imkanı olanların, gizliliğe riayet etmesini sağlarlar. Gizli kalması gereken bilgileri doğru belirlerler. Mevzuatta öngörülen açıklık ve şeffaflık ilkeleri; lekelenmeme, bilgi edinme ve savunma hakları; basın, haber alma ve ifade özgürlükleri ile mahremiyetin karşı karşıya geldiği hallerde, kişilerin şeref ve itibarı ile kamusal yarar arasındaki hassas dengeyi gözeterek hareket ederler.

Yargıya teslim edilen bilgi ve sırların korunduğuna ilişkin güveni temin eder, bu bilgilerin ve sırların gizliliğini görevleri sona erse dahi gözetirler.”

“Yorum ve değerlendirmelerinde yapıcı ve ölçülü olurlar”

Hakimler ve savcıların mesleğe yaraşır şekilde davranacakları kaydedilen bildirgede, “Mesleki ve sosyal ilişkilerinde muhataplarına karşı saygı ve nezaket ilkeleri çerçevesinde hareket eder, söz ve davranışlarının onlar üzerindeki etkisini gözetirler. Mesleklerinin yaşamlarına kattığı değer ve yüklediği sorumluluğun bilinciyle görevlerinin gerektirdiği hassasiyetle davranırlar.” denildi.

Bildirgede şunlar ifade edildi:

“Olaylar ve durumlar karşısında uzlaştırıcı bir dil kullanır, sağduyulu ve temkinli davranırlar. Toplumun kendilerinden yargı hizmetinin kaliteli sunulmasının yanı sıra erdemli olmalarını da beklediğinin bilincindedirler. Görevin yerine getirilmesi sırasında diğer meslektaşlarla uyum, iş birliği ve karşılıklı saygı içinde çalışarak verimli bir iş ortamı oluştururlar. Mesleki bilgi ve deneyimlerini meslektaşlarıyla paylaşma hususunda istekli davranırlar. İfade özgürlüğü kapsamında yazılı, görsel, işitsel ya da sosyal medyada düşüncelerini açıklarken veya paylaşımlarda bulunurken mesleğin gerektirdiği etik ilkelere uygun hareket ederler.

Mesleki işleyişe ilişkin konular ile yargı kararlarına dair yorum ve değerlendirmelerinde yapıcı ve ölçülü olurlar. Meslektaşlarının yetkinliklerini, yargının saygınlığına ve yargıya olan güvene zarar verebilecek şekilde tartışmaya açmazlar.”

“Özel hayatlarına gereken dikkati gösterirler”

Bildirgede, hakim ve savcıların mesleğe yaraşır şekilde davranmaları gerektiği vurgulandı.

“Görevin yerine getirilmesiyle ilgili olan veya ilgili görülebilecek herhangi bir hediye, bağış, borç, yardım ya da iltimas kabul etmezler.” ifadesine yer verilen bildirgede, şunlar belirtildi:

“Konumları ve mesleklerinin sağladığı nüfuzdan fayda sağlamazlar. Yakınlarının ve birlikte çalıştıkları personelin de bu hususa riayet etmelerini sağlarlar. Hizmet gereklerini gözeterek kamu mal ve hizmetleri ile insan kaynaklarının en etkili ve doğru biçimde, amacına uygun olarak kullanılmasını temin ederler. Mesleki saygınlığın korunabilmesi için özel hayatlarına gereken dikkati gösterirler. Özel hayatlarında iletişim içinde oldukları kişilerin, işlem ve kararlarını etkilemesine fırsat vermedikleri gibi etkileme güçleri bulunduğu izlenimine yol açabilecek tavır ve davranışlardan da kaçınırlar.

Herhangi birinin de bu izlenimi oluşturmasına imkan tanımazlar. Sosyal hayatlarının gereği olarak içinde bulunacakları ortam ve mekanları titiz bir şekilde seçmek suretiyle mesleki saygınlıklarını korurlar.”

“Hak ve adalete uygun düşmeyen bir istekte bulunmazlar”

Hakimler ve savcıların yetkin ve mesleklerine özenli davranmaları gerektiği vurgulanan bildirgede, şu ilkelere de yer verildi:

“Kararlarının veya işlemlerinin, bu tasarruflardan etkilenenlerin dünyasında ve toplum üzerinde bırakacağı tesirin farkındadırlar. Bu nedenle, bütün mesleki faaliyetlerinde gereken dikkat, önem ve özeni gösterirler. Her soruna çözüm odaklı ve aynı duyarlılıkla yaklaşırlar. Görevlerini vicdani kanaatleri doğrultusunda, ahlaki olgunluklarına, ehliyet ve liyakatlerine yaraşır şekilde yaparlar. Kararlarını hakkaniyetle verebilmek için gerekli bütün bilgi kaynaklarına ulaşmaya ve işlemlerini yeterli gerekçelerle desteklemeye özen gösterirler.

Mesleki bilgilerini güncel tutmak ve geliştirmek amacıyla gerekli eğitimleri alma; alanıyla ilgili akademik çalışmaları, ulusal ve uluslararası alandaki hukuki gelişmeler ile yargı içtihatlarını takip etme konusunda kendilerini sorumlu hissederler. Mesleki yetkinliklerini arttırmanın, dış etkilerden bağımsız olarak karar vermelerine katkı sağlayacağını bilirler. Görevlerini adaletin tecellisini geciktirmeyecek şekilde ve makul sürede yerine getirirler. Görevlerine bağlılıkları, gayretleri ve çalışkanlıklarının yanı sıra davranışlarına gösterdikleri özen ile de meslek etiği yönünden örnek olurlar. Çalışma saatlerini verimli kullanır, kamu hizmetini aksatmamak için azami özen gösterirler. Zamanın herkes için değerli olduğunu bilir ve bu konuda duyarlı davranırlar. Atama, yer değiştirme ve özlük haklarına ilişkin diğer hususlarda hak ve adalete uygun düşmeyen bir istekte bulunmazlar.”

Bildirgenin, Türkiye Cumhuriyeti hakimleri ve savcılarının takip edecekleri etik ilkeleri belirleyen bağlayıcı bir belge niteliğinde olduğu ifade edilerek, hakimler ve savcıların, bu bildirgede belirtilmeyen bir durumla karşılaştıklarında, takip etmeye onur ve vicdanları üzerine söz verdikleri ilkelerin ruhuna uygun davranmaları gerektiği belirtildi.

Türk Yargı Etiği Bildirgesi’nin aynı zamanda hakimler ve savcıların, adına karar verdikleri yüce Türk milletine ve onun her bir ferdine verilmiş söz niteliğinde olduğu, yargı etiği konusunda karşılaşılabilecek tereddütler hususunda Hakimler ve Savcılar Kuruluna başvurulabileceği kaydedildi.





Son Dakika
» Güncel
» Haber
Haber Yayın Tarihi : 14.03.2019 02:48 Kaynak: AA



























Fikret Yüksel Vakfı 10 Yılda 20 Bin Öğrencinin Hayatına Dokundu




Beyaz Et Üreticisi Banvit, 30,5 Milyon Liralık Cezayı Yargıya Taşıyacak




Erdoğan, Avrupa Parlamentosunun Türkiye Kararını Eleştirdi: Keşke Öyle Bir Karar Alsalar




Erdoğan, Orhan Gencebay’ın Yeni Bestesini Duyurup İzin İstedi: Müsaade Ederseniz Kullanırım
















Kaynak